Terry, kardeşinin kendisinden haber alamadığı zaman neler yaşadığını, kendisiyle ilgili bir durum söz konusu olduğunda nasıl hassaslaştığını gördüğünden, yeni bir ekspedisyon için onu ne şekilde ikna edeceğini bilmiyordu. Bir an, onu da yanına almayı düşündü. Birlikte gitmeyi Denise’in de çok isteyeceğinden emindi. Önceki yıl beraber İsviçre’nin Leysin Kayak Merkezi’ne yaptıkları geziyi hatırladı. Havaalanından bindikleri trenle olağanüstü bir yolculuk yapmışlar, Montreux ve Château de Chillon’dan geçerek Cenevre Gölü yanına gelmişler, sonrasında oradan karlar arasındaki Aigle kasabasına varmışlardı. Tren penceresinden izledikleri Alpler’in benzersiz doğa manzarası eşliğinde gerçekleştirdikleri bu muhteşem seyahat, ikisinin de belleklerinde mutlulukla andıkları bir anı olarak yer almıştı. Fakat şimdi bir deniz biyoloğu olan kardeşini hiç de eğlenceli olmayan böylesine kar ve buzla dolu bir kutup macerasına sürüklemeye hakkı olmadığını düşündü. Önceki gibi teknik tırmanış gerektirmemesine, güçlü ve sağlam iradeli bir kadın olmasına rağmen onun narin yapısı böyle bir dağ faaliyetini kaldıramayabilir, zorlayabilirdi.
