TAURANIAN I - Dağın Gizemi

Denise, Kongre merkezinin merdivenlerini hızlıca çıktı. Ana holden geçip konferans salonuna giden asansörün düğmesine basarken saatine baktı. Yapacağı sunumun başlama saati hemen hemen gelmişti. Kapı açıldı, kabine bindi. Asansör yukarı çıkarken aynada son kez kendisine baktı. Her şey yolunda görünüyordu. Konferans katına geldiğinde asansörün açılan kapısında onu ilk karşılayan Dr. Matheus oldu. Matheus, Denise’in lacivert gözleri karşısında adeta nefesini tutmuştu. Ürperdi. Okyanus kadar derin ve insanın içini eritecek kadar keskin gözler karşısında ne diyeceğini bilemedi.

Sonra kendini toparladı ve ellerini iki yana açarak her zaman yaptığı gibi iltifatlarını ardı ardına sıralamaya başladı. Yüzünde beklemenin getirdiği stresten gerilmiş olan tüm kasları, onu gördüğü an itibarıyla yerini rahatlık ve mutluluğun esnek çizgilerine bırakmıştı. Denise’in benzersiz güzelliği çevresindeki hemen herkesin dikkatini çekiyordu. Muntazam vücut hatlarını ortaya çıkaran koyu toprak rengi dar deri elbise içindeki genç kadının karşıdan bakıldığında soğuk, mesafeli ve ulaşılmaz duruşunun aksine son derece duygusal yapıya sahip olduğunu onu tanıyanlar bilirdi. Zaten böylesi bir güzelliğin göründüğü gibi katı bir ruha sahip olmasının imkânsız olduğu rahatlıkla anlaşılabilirdi. Matheus’un kalbi birlikte konferans salonunun girişine doğru yürürken heyecandan yerinden fırlayacakmışçasına hızlanmıştı. Denise’e her ne kadar bir arkadaş, bir kardeş gözüyle baksa da onunla bir araya geldiğinde, içindeki duygular bahar çiçekleri gibi filizleniyor, bu olağanüstü güzel, karizmatik kadın, aklını başından alıyordu. .

Tedarik için Tıklayın